Modern Bireyin Manevi Krizi: Hız, Haz Girdabında Anlam Kaybı Günümüz insanı, dijital çağın sunduğu sınırsız erişim ve tüketim imkanları arasında, haz ve hız odaklı bir yaşam pratiğinin girdabında savrulmaktadır. Bu savruluş, bireyin yalnızca dış dünyayla değil, aynı zamanda kendi iç benliğiyle de yabancılaşmasına neden olmaktadır. Tüketimin sınır tanımadığı, zamanın anlık deneyimlere indirgendiği modern yaşam, insanın içsel derinliğini ve manevi ihtiyaçlarını ikinci plana itmektedir. Bu bağlamda, maneviyatın ötelenmesi, bireyin hayatında sadece yön kaybına değil; aynı zamanda varlığının bir temelsizliğe, yani hayatın mesnedi, manası ve maksadına dair ciddi bir boşluğa yol açmaktadır. Nitekim, amaçsızlık duygusu, bireyleri ruhsal çöküntülere ve toplumsal çözülmelere sürükleyen başlıca etkenlerden biri haline gelmiştir. Bugün pek çok toplumda artan psikolojik rahatsızlıklar, yalnızlaşma, kimlik bunalımları ve aidiyet problemleri, bu manevi boşluğun sosyolojik ve psikolojik yansımaları olarak okunabilir. Manevi rehberlikten yoksun kalan insan, dış uyaranlarla geçici doyumlar ararken, kendi varoluşunun temel dinamiklerini göz ardı etmekte; bu da insanı, “teknolojik ilerlemişlik” içinde “anlamda gerilemişlik”le baş başa bırakmaktadır. Sonuç olarak, modern insanın yaşadığı bu içsel kriz, yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumsal yapının da geleceğini tehdit eden çok katmanlı bir mesele olarak ele alınmalıdır. Maneviyatın yeniden inşası, sadece inanç temelli değil; aynı zamanda felsefi, psikolojik ve kültürel bir ihtiyaç olarak değerlendirilmelidir.
26 Haziran 2025 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
�fade�fade