GAZZE, KUDÜS, FİLİSTİN: Bir Şiir, Sonsuzluğa Dair
Tarihin tozlu yollarında yürürken, ayaklarımızın altında yankılanan adımlardan biri mutlaka Filistin’e çıkar. Orası, sadece bir toprak parçası değil; zamanın bile dokunmaya kıyamadığı kadim bir şiirdir. Her mısrası acıyla, umutla, direnişle yazılmış; her kıtası gözyaşlarıyla ve dualarla sulanmıştır.
Gazzesiyle, Kudüs'üyle, Nablus'uyla, Ramallah’ıyla...
Filistin, insanlığın vicdanında açılmış derin bir yaradır; aynı zamanda iyiliğe ve adalete dair sonsuz bir özlemin adıdır.
Gazze, Akdeniz’in tuzlu kokusunu taşıyan rüzgârların kucakladığı, çoraklığına inat hayat fışkıran bir direniş şehridir.
Dar sokaklarında çocukların top sesine karışan bomba gürültüleri, oradaki hayatın acı gerçeğidir.
Ama her sabah, güneş yine doğar Gazze’nin üstüne; çünkü Filistinliler bilir ki umut, en çok karanlığın koynunda yeşerir.
Gazze, her kurşun sesinde yeniden doğan bir ilahidir; bitmek tükenmek bilmeyen bir insanlık destanıdır.
Kudüs, üç büyük dinin kalbinde atan mübarek bir nabızdır.
Kudüs, yalnızca taş duvarların ve eski sokakların şehri değildir; o, zamanın ve mekanın ötesinde, aşkın ve inancın kutsal bir çağrısıdır.
Mescid-i Aksa’nın minberinden yankılanan ezanlar, yüz yıllardır insanlığın adalet ve barış arzusunu gökyüzüne taşır.
Kudüs, bir sevdanın adıdır; uğruna çağlar boyu ağıtlar yakılan, dualar edilen, yollara düşülen bir sevda...
Filistin, tarihin en kadim hikâyelerinden biridir.
Eski zamanların en zengin medeniyetlerine beşik olmuş, nice kavmin duasına, nice peygamberin ayak izine şahitlik etmiştir.
Ne yazık ki bugün, o kutsal topraklar dünyanın suskunluğuna ve adaletsizliğine ayna tutmaktadır.
Ama Filistin yalnızca bir hüzün coğrafyası değildir;
Filistin aynı zamanda sonsuz bir direnişin, sabrın ve insan onurunun efsanesidir.
Filistin’in acısı, bir milletin değil, tüm insanlığın ortak sınavıdır. Çünkü Filistin’e sırt çevirmek, insanın kendi özüne, adalet duygusuna, vicdanına sırt çevirmesidir.
Bir çocuğun gökyüzüne bakan gözlerinde, bir annenin titreyen ellerinde, yaşlı bir adamın suskun bakışlarında saklıdır Filistin’in hikâyesi.
O hikâye, anlatılmadıkça eksik kalır; hissedilmedikçe insan eksik kalır.
Bugün Gazze’de her yıkılan ev, bir şiir gibi yeniden örülür.
Her alınan can, göğe yükselen bir dua olur.
Kudüs’ün sokaklarında yankılanan adımlar, geçmişin ve geleceğin birleştiği kutsal bir ezgiyi taşır kulaklarımıza.
Filistin, adını sonsuzluğa yazmış bir şiirdir; ne zaman bir kalp adalet için çarpsa, orada bir Filistin yankılanır.
Ve biz, her dua edişimizde, her adalet çağrımızda o şiirin bir mısrasına daha dokunuruz.
Çünkü biliriz ki, bir gün, mutlaka bir gün, Filistinli çocuklar da barışın gökyüzü altında şarkılar söyleyecek.
Kudüs’te zeytin ağaçlarının altında aşk dolu türküler yükselecek. Gazze’nin kıyısında anneler, kaygısız bir sabahı gözyaşsız karşılayacak.
Filistin, sonsuzluğa yazılmış bir şiirdir.
Ve biz, o şiirin en içli okurlarıyız.
�fade�fade