26 Haziran 2025 Perşembe

 

Modern Zamanların Sessiz Cinayeti: İnsanoğlunun yaşadığı çağlar, sadece teknolojik veya siyasi gelişmelerle değil; aynı zamanda ahlâki, inanç temelli ve ontolojik dönüşümlerle de şekillenmiştir. İçinde bulunduğumuz çağ, insanın sadece bedenini değil, ruhunu da hedef alan bir saldırının ortasında gelişmektedir. Bu saldırı; modernite, kapitalizm, medya, gıda endüstrisi, faiz ekonomisi ve pornografi gibi araçlarla yürütülen çok boyutlu bir "manevî tasfiye operasyonu" şeklinde ilerlemektedir. 1. Gıdanın Kimyasını Bozarak İffetsiz Toplum Üretimi Kur’an’da gıdanın helal ve tayyib (temiz) olması vurgulanır: "Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin." (Bakara, 2/168) Modern gıda endüstrisi, hem fıtratı bozan katkı maddeleri hem de hormonlar aracılığıyla insanın fizyolojisini ve psikolojisini doğrudan etkilemektedir. Bu durum iffetsizlik, cinsel sapmalar ve bedensel yozlaşmanın da temelini oluşturmaktadır. İmam Gazâlî, gıdanın manevî tesirlerine dikkat çekerek “Lokma haram olursa ibadet lezzet vermez” der. 2. Faiz Sistemiyle Haramla Beslenen Bir Toplum Kur’an’da faizle ilgili hükümler son derece nettir: "Allah faizi mahveder, sadakaları ise bereketlendirir." (Bakara, 2/276) "Faiz yiyen kimseler, şeytan çarpmış gibi kalkarlar..." (Bakara, 2/275) Bugün küresel finans sisteminin temel direği olan faiz, bireylerin ve toplumların sadece malını değil; merhametini, kanaatkârlığını, Allah’a güvenini de kemirmektedir. Kapitalizmle bütünleşen bu sistem, insanı kar peşinde koşan bir “tüketim makinesine” dönüştürmektedir. 3. Pornografi ile Şahsiyetin İmhası Hz. Peygamber şöyle buyurur: "Gözlerin zinâsı bakmaktır..." (Buhârî, İsti'zân 12) Görsel şehvet çağında pornografi, sadece cinsel bir sapma değil; insanın zihnî ve ruhsal kimliğini tahrip eden bir hastalıktır. Bu endüstri, aile yapısını yıkan, iffeti değersizleştiren ve nefsin köleliğini teşvik eden bir "manevî virüs" olarak çalışmaktadır. 4. Medya ile Edilgen ve Pasif Karakterli Toplumlar Medya, Kur’an’da ifade edilen "yalan haber yayan münafıklar" (Nur, 24/11-15) üzerinden değerlendirilmelidir. Bilgi, salt verilmiş bir veri değil; aynı zamanda yönlendirme aracıdır. Medyanın tarafsızlığı mitolojik bir iddiadır. Gerçekte medya, neye inanacağımızı, neye öfkeleneceğimizi, hatta ne zaman dua edeceğimizi bile belirleyebilen bir "kurgusal peygamber" hâline gelmiştir. 5. Modernite ile Ahlâk ve Masumiyetten Yoksun Bir Toplum Modernite, İbn Haldun’un "umran" dediği medeniyetin ruhunu değil; cesedini üretmiştir. İnsanlar artık ahlâkı ölçü değil, tercihlerden biri sayar. "Onlar dinlerini oyun ve eğlence edindiler, dünya hayatı onları aldattı." (A’râf, 7/51) Modernite, Tanrı’nın yerine insanı; hakikatin yerine yorumu; helalin yerine normları koydu. Böylece ahlâk bireysel tercihlere indirgenerek tümüyle göreli hâle getirildi. 6. Kapitalizm ile Zalimleşmiş Tüketici Toplumlar Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "Komşusu açken tok yatan bizden değildir." (Buhârî, Edeb 27) Kapitalist sistem, insanı ‘tüketen varlık’ (homo consumer) kimliğine sıkıştırarak, paylaşmayı, infakı ve toplumsal sorumluluğu ortadan kaldırmaktadır. Tüketim bir ibadete, reklamlar bir vaaz kürsüsüne dönüşmüş durumda. 7. Haram Gıdalar ve Cinsel Sapmaların Normalleştirilmesi "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayın." (Maide, 5/87) Haram gıdalar, sadece fizyolojik değil; hormonal, ruhsal ve psikolojik etkileriyle bireylerin yönelimlerine kadar etki etmektedir. Fıtratın dışına çıkış, bir tercih değil; endüstriyel bir manipülasyon hâlini almıştır. Sonuç: Ruhun Katli ve Dirilişe Davet Yaşadığımız çağ, sureten insan; sîreten hayvan kalmış bir nesil üretmiştir. Kur’an, böyle bir dönüşüme açıkça dikkat çeker: "Onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapkındırlar." (A’râf,7/179) İnsan ancak Allah’a yönelerek, fıtratına dönerek ve hakikati arayarak bu cinayeti durdurabilir. Asıl cihad, önce içte başlar:

�nceki

Benzer Haberler


�fade�fade