Boykot: Ahlaki Bir Direnişin Adıdır
Boykot: Modern dünyanın vicdan testlerinden biri olan tüketim ahlakını sorgulama bir davetidir.
Kapitalist sistemin hoyrat döngüsünde bir direniş biçimi olarak ortaya çıkan boykot, artık sadece politik değil, ahlaki ve hatta imanî bir duruşa dönüşmüştür.
Boykotun ahlaki, dini ve tarihî temelini; bireysel sorumlulukla toplumsal bilinç arasındaki köprüyü anlamak zorundayız.
Ahlak; yalnızca bireysel faziletler bütünü değil, toplumun ortak vicdanını temsil eder.
Boykot, bu vicdanın bir tepkisidir. İslam ahlakı açısından değerlendirildiğinde, zulme rıza zulümdür. Kur’an’da, “Zulmedenlere en küçük bir meyil göstermeyin, yoksa size de ateş dokunur” (Hûd, 113) buyurulur.
Bu, tüketim yoluyla zalime dolaylı destek veren her bireyin bu eylemi sorgulaması gerektiğini ortaya koyar.
Zira bir çocuğun üzerine yağan bombanın finansörü olan bir şirketten yapılan alışveriş, yalnızca bir ekonomik tercih değil, ahlaki bir iflastır.
Müslüman, birey olarak değil ümmetin bir ferdi olarak düşünür.
Gazze’de bombalanan bir okul, Kudüs’te aşağılanan bir mukaddesat ya da Doğu Türkistan’da asimile edilen bir nesil, her Müslüman’ın meselesidir.
Boykot, bu aidiyetin eyleme dökülmüş halidir.
Sadece üzülmek, paylaşmak ve dua etmek yetmez; zalimin sofrasına oturmamak da gerekir.
Boykotun etkisiz olduğu yönündeki söylemler, çoğu zaman sistemin manipülasyonudur.
Oysa tarihte ve günümüzde pek çok örnek, bu yöntemin hem ekonomik hem politik sonuçlar doğurduğunu göstermektedir:
Gandhi'nin Tuz Yürüyüşü (1930): İngiliz emperyalizmine karşı sembolik ve etkili bir boykot eylemi olarak tarihe geçti.
Amerikan Sivil Haklar Hareketi (1955 Montgomery Otobüs Boykotu): Rosa Parks’ın başlattığı bu boykot, siyahilerin hak mücadelesinde dönüm noktası oldu.
Nestlé Boykotu (1977–günümüz): Bebek maması pazarlama etiği nedeniyle başlatılan bu boykot, küresel farkındalığın simgesi hâline geldi.
2023 Filistin Destekli Tüketim Boykotları: İsrail'in Gazze'deki saldırılarına destek verdiği belirtilen şirketlere karşı Türkiye, Malezya, Ürdün, Güney Afrika gibi ülkelerde halk boykot hareketleri başlattı.
Bu boykotlar, bazı markaların bölgeden çekilmesine ya da kampanya durdurmasına neden oldu.
Boykot, sessizliğin kırıldığı andır. Tüketici artık sadece alıcı değil, taraf olmuştur.
Boykot, sivil itaatsizliğin modern formlarından biridir. John Rawls’un tanımıyla sivil itaatsizlik, “hukuk devleti içinde adaletsizliğe karşı bilinçli ve barışçıl bir direniştir.”
Boykot, tüketim tercihiyle yapılan bir protestodur.
Etik tüketici, ürünün yalnızca fiyatına değil; üretim sürecindeki adalete, insan haklarına, çevresel duyarlılığa da dikkat eder.
Boykot, etik tüketimin en somut ve en yüksek sesli ifadesidir.
Boykot, Vicdanın Eyleme Dönüşmesidir
Boykot bir tepkidir ama aynı zamanda bir tercihtir. Neye razı, kime razı olduğumuzu belirler.
Her alışverişte ya zalime ya mazluma destek verilir.
Her ödeme ya adaleti güçlendirir ya zulmü besler.
Bu nedenle boykot, ahlaki bir eylemden öte, bir imtihandır.
Tercih, insanın karakterini belirler.
Unutulmamalıdır ki, boykot yalnızca bir şeyden vazgeçmek değil; bir şeye sahip çıkmaktır.
Vicdana, ahlaka ve kardeşliğe…
�fade�fade