Gazze’nin Çığlığı:
Gazze, tarihin en ağır sınavlarından birini yaşıyor. Bebeklerin masum bedenleri bombalarla parçalanırken, annelerin feryatları gökyüzünü deliyor.
Bu topraklarda sadece canlar değil, insanlığın vicdanı, şerefi, hayatiyeti ve onuru da toprağa gömülüyor.
Müslümanlar, imanlarının en çetin imtihanıyla yüzleşirken, dünya, ahlaki ve manevi çöküşünün en karanlık sahnesinde rol oynuyor.
Gazze: Tarihin Kanlı Sayfası
Gazze, insanlık tarihinin utanç abidelerinden biridir.
Firavun’un zulmüne karşı Musa’nın direnişi, Nemrut’un ateşine karşı İbrahim’in serinliği, Ebrehe’nin fillerine karşı Ebabil’in zaferi…
Tarih, zalimlerin karşısında mazlumların sabrıyla doludur.
Ancak Gazze, modern çağın en acımasız soykırımına sahne oluyor.
2023’ten bu yana İsrail’in sistematik saldırıları, on binlerce masumun, özellikle çocukların ve kadınların hayatına mal oldu. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, 2024 sonuna kadar Gazze’de 40 binden fazla insan öldürüldü; bunların %70’i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Hastaneler, okullar, camiler bombalanıyor; yardım konvoyları hedef alınıyor.
Bu, yalnızca bir savaş değil; insanlığın ruhuna karşı işlenen bir cinayet.
Gazze, tarihin tekerrürü değil, tarihin en iğrenç yüzüdür. Haçlı Seferleri’nde Kudüs’ün sokaklarında akan kan, Endülüs’te yakılan Müslüman bedenler, Bosna’da katledilen masumlar…
Hepsi, Gazze’de yeniden canlanıyor.
Ancak bu kez, zalimlerin pervasızlığı daha büyük; çünkü dünya, bu vahşeti ekranlardan izlerken susuyor.
Batı, “özgürlük” ve “demokrasi” nutukları atarken, Gazze’deki bebeklerin cesetlerine sırtını dönüyor. Bu, sadece bir siyasi mesele değil; insanlığın özüne dair bir iflastır.
Müslümanların İmtihanı: Sabır mı, Sessizlik mi?
Kur’an-ı Kerim, “Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele” (Bakara, 155) buyurur.
Gazze, Müslümanların sabrını, direncini ve imanını sınayan bir ateş çemberidir. Ancak bu imtihan, yalnızca Gazzelilerin değil, tüm ümmetin omuzlarındadır.
Müslüman dünyası, bu vahşet karşısında ne yapıyor?
Krallar, sultanlar, liderler; koltuklarını koruma telaşında.
Petrol zengini ülkeler, Gazzeli çocukların açlığına sessiz. Müslüman halklar, öfkelerini sosyal medyada haykırırken, sokaklar çoğu zaman boş.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Müminler bir vücudun azaları gibidir; bir uzuv rahatsızlandığında diğerleri de uykusuz kalır, ateş içinde yanar” buyurmuştur.
Gazze yanarken, ümmetin uykusu haram olmalıydı. Ancak, lüks içinde yaşayanlar, tatil planları yapanlar, suskunluğa gömülenler…
Bu, imtihanın en ağır sorusudur: Gazze’deki kardeşlerimiz ölürken, bizler nasıl huzur buluyoruz? Bu sessizlik, sabır değil; gaflettir.
Bu duyarsızlık, iman değil; zayıflıktır.
Dünya Vicdanının İflası
Gazze, sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın imtihanıdır. İnsan hakları, evrensel değerler, adalet gibi kavramlar, Gazze’de anlamsız birer kelimeye dönüştü.
Batı, kendi medeniyetinin çöküşünü Gazze’de sergiliyor. İnsan hakları savunucuları, Filistinli çocukların katledilmesine sessiz.
Özgürlük naraları atan medya, İsrail’in savaş suçlarını örtbas ediyor. BM, Güvenlik Konseyi’nde veto edilen kararlarla felç olmuş durumda.
Bu, modern dünyanın ikiyüzlülüğünün en çıplak halidir.
Direniş: İman ve Onurun Zaferi
Ancak Gazze, sadece acının değil, direnişin de destanıdır.
Gazzeliler, imkânsızlıklar içinde imanlarıyla ayakta duruyor. Bir anne, çocuğunun cesedine sarılırken bile “Hasbunallah” diyor.
Bir çocuk, evi yıkılmış olsa da taşla tanklara meydan okuyor.
Bu, Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki duruşudur; Hz. Ali’nin “Zulme karşı susan dilsiz şeytandır” haykırışıdır.
Gazze, modern çağın Kerbela’sıdır; Gazzeliler, ümmetin onurunu taşıyan adsız kahramanlardır.
Direniş, sadece silahla değil, sabırla, duayla, hakikati haykırmakla olur. Gazzelilerin direnişi, tüm dünyaya bir ders veriyor: İnsan,maddi güçle değil, imanla yenilmez olur
Bu direniş, aynı zamanda ümmete bir çağrıdır
�fade�fade